İçeriğe geç

Buyrun benim?!

Fotoğraf çekmeye başlamama neden olan şeyin, su altında nefesimi daha uzun süre tutmak olduğunu söylesem?

Kendimi bildim bileli su altına ilgi duymuşumdur. Çocuk yaşlarda arkadaşlarım kumda oynarken ben maskemi takıp, dizlerime kadar gelen suda balıkları kovalardım. Daha yakın zamanlarda, bir dostumun da özendirmesiyle su altı avcılığına merak saldım. Eğitimler, denemeler vesaire ardından, yaptığım avları kameraya çekmek güzel olur diyerek bir dijital kamera ve su altı kılıfını da ekipmanlarım arasına kattım. Durun bir dakika, hemen kızmayın. Av dediysem o kadar da vahşi bir avcı değildim. Zaten yakalayabildiğim balık sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Durum bu olunca, artık av yerine sadece fotoğraf çekmek için dalmaya başladım. Ve bu andan sonra önümde yeni bir ufuk açıldı. Muhtemel atalarımın izlerini takip ederek, ben de denizden karaya ayak basıp, fotoğrafçılık evrimimin bir sonraki aşaması için çok değerli hocam Burak Bulut Yıldırım’la tanıştım. Bir fotoğraf üstadı olmasının yanı sıra, vazgeçemeyeceğim bir dost olarak da hayatımda önemli bir yeri olan Burak hocam sayesinde, fotoğrafçılığımı “el yordamı” seviyesinden “ileri fotoğrafçılık” seviyesine taşıma imkanı buldum. Bu vesileyle kendisine tekrar teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

Bugüne geldiğimizde, fotoğraf çekmek artık benim için hobinin ötesinde bir anlam ifade ediyor diyebilirim. On yıl önce, kaçan levreklerin kuyruklarını çekmekle başlayan maceramda, 2010 yılında ilk Dslr makinamı alışım, eğitimler, fotoğraf gezileri, stüdyo çekimleri vs. derken geri dönüp baktığımda aslında ne kadar az yol aldığımı görüyorum. Öğrenmenin sonu yok dostlar, ve bu yüzden yıllar sonra yeniden öğrenciliğe geri dönüş yaparak AÖF. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümüne kayıt oldum. Kim bilir? Belki okulu bitirdikten sonra fotoğrafçılığa başlarım 🙂 

Ve bu arada unutmadan, merak edenler için söyleyeyim.. Elbette Nikon!!!

Sevgiler, Hakan

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: