İçeriğe geç

ÇEMBER

Usul usul uzaklaşıyorum senden. Bir adım, bir adım daha. Dönüp bakmamak için baya bir direniyorum. Saçma salak bir atari oyunu gibi, her dönüp baktığımda yanıp en başa dönüyorum çünkü. Hatta en güzeli, yere, ayaklarıma bakayım. Onlara konsantre olmak lazım. Bir adım öbürünün önüne, otomatikman diğeri de onun önüne, bir daha, hadi bir tane daha. Ne kadar gittiğini hiç hesaplama, yeterince konsantre olursam gerekli uzaklığa erişirim biliyorum. Ama ne kadar uzaklık gerekli onu bilmiyorum. Richard Bach’ın bir kitabı vardı “Uzak diye bir yer yoktur” adında, onu hatırlıyorum. Richard Bach’a küfür ediyorum. Bir gayret geliyor, bir adım daha atıyorum zorlayarak kendimi. Koşu bandında kilometrelerce koşup da aslında bir adım bile ilerlemeyenlerin tarifsiz mutluluğu içerisinde ilerliyorum. Ara hedefler falan koyuyorum kendime, şurayı geçtim mi tamam diyorum, atıyorum bir adım daha..

Usul usul uzaklaşıyorum senden… zannediyorsun sen. Halbuki dünya yuvarlak, sen arkamdan bakarken, ben diğer taraftan usul usul yaklaşıyorum sana. Bir Oğlakla inatlaşmanın ne demek olduğunu anlatmak için..
Yüzümde bir gülümseme, bir adım daha atıyorum, bu sefer ki daha kararlı.
21.10.2014

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: