İçeriğe geç

RÜYA

“Siyah bulutlar gökyüzünü kaplamış, güneş ışıklarının geçmesine izin vermiyordu. Kasvetli bir hava vardı. Kasabanın ortasından geçen toprak yolun iki tarafında dizilmiş binalar kasveti daha da artırıyor gibiydi. Soldaki bir binanın girişinin önünde durdum. Yolun karşı tarafında gözüme bir hareket çarptı. Kafamı çevirip baktığımda adamı gördüm. Birbirine bitişik düzende sıralanmış evlerden 2 katlı ve kirli sarı renkte olanının önünde duruyordu. Garip bir hali vardı, teni oldukça soluk, hastalıklı bir renkteydi. Üzerindeki paçavralar sanki az önce vahşi bir hayvanla boğuşmuş gibi parça parçaydı. Başı öne doğru eğik olduğundan gözlerini göremiyordum, ama için için buna minnettar olduğumu hissettim. Adam hiç ses çıkarmadan bir elini kaldırıp bana gel işareti yaptı. Bir taraftan da hafifçe yana dönerek arkasındaki eve doğru yönlenir gibiydi. Sanırım benim o eve girmemi istiyordu. Ürpererek geri döndüm ve hemen arkamdaki evin kapısını açarak içeri girdim. İçeride bambaşka bir hava vardı. Ortalamanın üzerinde bir lükslükte bir restorandaydım. Belli bir düzende yerleştirilmiş geniş masaların etrafında insanlar toplanmış, ayakta sohbet ediyorlardı. Tanıdık birkaç yüz gördüm ve o masaya yöneldim. Henüz konuşmaya başlamamıştık ki arkamdan birinin ıslık çalarak beni çağırdığını duydum “fiyuu fiyt” masadan ayrılarak yeniden kapıya yöneldim. Kapıyı açıp toprak yola çıkarak kimin seslendiğine baktım. Kimse yoktu. “fiyuu fiyt” ses karşı evden gelmişti bu sefer. Eve baktığımda içimi korku kapladı. Az önceki o halinden eser yoktu, pencereler kırılmış, kararmış pervazları aşağı doğru sarkıyor, kapısından dışarıya pis bir koku ve çöpler taşıyordu. Pencerede duran çobanaldatan kuşunu gördüm. Islığı çalan oydu. Sonra sustu. Her şey sustu. Kendi nefes alışım haricinde hiçbir hareket ve ses yoktu. Korktum ve geriye dönüp restorana girdim yeniden. İçerde aynı kalabalık duruyordu, tek farkla. Hepsi birer heykel gibi donup kalmıştı. Sessizlik insanı çıldırtacak gibiydi. Koşarak arkadaşların yanına gittim ve bir tanesinin yüzüne tokat attım. Çocuk kendine gelerek şaşkınlıkla etrafına baktı. Sonra o da yanındakini sarsarak canlandırdı.”

Uyanılır, eldeki H.P.Lovecraft toplu eserlerinin son cildinden kalan bir iki hikâye de okunup bitirilir ve kitap uzunca bir süre ele alınmamak üzere kitaplığın tenha bir köşesine kaldırılır.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: